Tüketici Köşesi Tüketici Köşesi: Temmuz 2010

31 Temmuz 2010 Cumartesi

Telefonsuz internet ücreti şaşırttı

Yalın ADSL hizmeti için belirlenen 10 liralık ücret tartışılıyor. Tüketici dernekleri abone sayısında artış sağlanmayacağını savundu.

Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER), Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) Yalın ADSL hizmeti için belirlediği 10 liralık ücretin mevcut internet abonelerine fiyat avantajı sağlamadığını, sabit internete mobil internet rekabetine karşı bir avantaj yaratmadığını ve ücretin Türkiye'deki toplam sabit internet abone sayısını artırıcı etkisi bulunmadığını savundu.TELKODER'den AA'ya yapılan açıklamada, uzun süredir beklenen telefonsuz internet (Yalın DSL) uygulamasının başlatılmasından memnuniyet duyulduğu ifade edildi.

Derneğin tüketici hakları ve internet kullanımının yaygınlaştırılması açısından son derece önemli bir adım olarak nitelediği telefonsuz internet hizmetine ilişkin belirlenen 10 liralık sabit ücretin, vatandaş tarafından beklenen ucuzluğu getirmediği kaydedildi.

10 DEĞİL 6.15 TL OLMALIYDI
Sadece internet isteyen tüketicilerin artık sabit telefonla ilgili ücreti ödemekten kurtulması ve daha düşük ücretle internet kullanabilmesi gerektiği vurgulanarak, TELKODER'in yaptığı bilimsel çalışmaya göre telefonsuz internet ücretinin tüm vergiler dahil 6,15 lira olması gerektiğine dikkat çekildi.

''YENİ ABONE OLACAKLARA FİYAT AVANTAJI SAĞLANIYOR''

Çalışmaya göre, mevcut internet aboneleri ''telefonsuz internet'' öncesinde ''en düşük ücret'' olarak, sabit telefon ücreti 12,33 lira (KlasikHaTT), internet erişim ücreti 26,81 lira (1 Mbit 4 Gbit kotalı) olmak üzere toplam, 39,14 lira ödüyor.

Abonelerin telefonsuz internetle ödeyecekleri en düşük ücret, telefonsuz internet sabit ücreti 10,00 lira (toptan ücret), internet erişim ücreti 29,00 lira (8 Mbite kadar 4 Gbit kotalı olmak üzere toplam 39,00 lira iken, iki durum arasında 0,14 liralık fark oluşuyor.

Yeni abone olacaklar, telefonsuz internet öncesinde sabit telefon ücreti 23,75 lira (Fixhatt), internet erişim ücreti 29,00 lira (8 Mbit'e kadar 4 Gbit kotalı) olmak üzere toplam 52,75 lira öderken, Yalın ADSL ile telefonsuz internet sabit ücreti olarak 10,00 lira (toptan ücret), 29 lira internet erişim ücreti (8 Mbit'e kadar 4 Gbit kotalı) ödeyecek. Bu durumda 13,75 lira fark oluşuyor.

Mobil internet ile karşılaştırma yapıldığında, 1 Mbit kotalı internet 29 lira, 4 Mbit kotalı internet 39 lira ve 4 Gbit kotalı Yalın DSL ücreti 39 lira oluyor.

Yalın ADSL hizmetiyle mevcut abonelere herhangi bir fiyat avantajı getirilmediğine, telefonsuz internet hizmetiyle 
yeni abone olacak tüketicilere ''kısmen'' fiyat avantajı sağlandığına ve mobil internet ücreti arasında fark bulunmadığına işaret edildi.

''NUMARA TAŞIMA VE YALIN DSL'E GEÇİŞ EŞ ZAMANLI OLMALI''

Telefonsuz internet hizmetinin başlamasıyla, tüketici yararına olacak uygulamalar; ''tüketici, biri Türk Telekom olmak üzere iki işletmeci ile muhatap olmayacak, sadece bir işletmeci ile muhatap olacak'', ''tüketici, biri Türk Telekom olmak üzere iki fatura ödemek zorunda kalmayacak, sadece bir fatura ödeyecek'', ''telefon faturası borcundan dolayı internetin kesilmesi uygulaması ortadan kalkacak'' şeklinde sıralandı.

Uzun süredir beklenen düzenlemenin gerçekleştirilmesi, yeni nesil işletmecilerin TT'den bağımsız olarak abone kazanabilmesi, sabit numara taşınabilirliği için olumlu olması, telefon faturası borcundan dolayı internetin kesilmesi uygulamasının ortadan kalkması, internet işletmeci değişikliğinde 11 gün olan kesinti süresinin 3 saate indirilmesi de kararın olumlu yönleri olarak vurgulandı.

Ücretlerin mevcut internet abonelerine ve mobil internet hizmetine karşı rekabette avantaj getirmemesi, Yalın DSL'e geçişle ilgili sürecin uzun ve geçişle ilgili düzenlemede sorunlar bulunması, olumsuz yönler olarak gösterilirken, numara taşıma ve yalın DSL'e geçişin eş zamanlı olması gerektiğine dikkat çekildi.

Açıklamada, 10 lira olarak belirlenen ''telefonsuz internet'' ücretinin, mevcut internet abonelerine fiyat avantajı sağlamadığı, sabit internete mobil internet rekabetine karşı bir avantaj yaratmadığı ve Türkiye'deki toplam sabit internet abone sayısını artırıcı etkisi bulunmadığı savunuldu.

TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak da ''Mobile karşı rekabet şansı elde edilebilmesi ve toplam sabit internet abone sayısının arttırılabilmesi için, Türk Telekom'un telefonsuz internet ücretlerini kendi iradesi ile indirmesinin kendi yararına olacağına inanıyoruz'' değerlendirmesinde bulundu.


Kaynak: internethaber.com

"Karpuz satar gibi klima satılyorlar."


Alarko Carrier’in kuruluşundan itibaren genel müdürlüğünü yapan ve 33 yıldır Alarko bünyesinde çalışan Önder Şahin ile Türkiye’deki klima pazarını, doğru klimanın nasıl olması gerektiğini ve şirketin önümüzdeki döneme yönelik hedeflerini konuştuk.

Şöyle bir kanı vardır: Klima hasta eder... Eder mi?

Su sizi hasta ediyor mu? Hayır... Peki şimdi 5 derecede bir suyu itfaiye hortumu ile burnunuza sıksalar, rahatsız eder mi etmez mi? İşte klima da öyle. Sen klimayı bilmem kaç derecede suratına doğru üfletirsen hasta eder tabii... Klima böyle yapılması için değil ki... Klima seni hasta etmez, sen onu yanlış kullandığın için hasta olursun...



Geçen bir arkadaş geldi buraya dedi ki, “hava çok sıcaktı arabada klimayı 18 dereceye getirdim..” Klima hiç 18 dereceye getirilir mi? Buzdolabının ısısı zaten 12 derece...

Peki kaç derece olması gerekiyor?

Odanın sıcaklığının, dış hava sıcaklığının en fazla 8 derece altına indireceksin. Dışarısı 32 ise içeriyi 24’e ayarlayacaksın. Arabayı da evi de... 24 yüksek gibi görünebilir ama değildir. Klima odanın nemini aldığı için sen nemsiz bir yerde 24’te değil 28 derecede bile durursun.

Son dönemde klima fiyatları iyice düştü...

Çünkü teknoloji gelişiyor... Herşeyin fiyatı teknoloji ile ucuzluyor.

1993’ten bu yana klima fiyatları yüzde 90 ucuzladı. O zaman 100 lira ise şimdi sadece 10 lira. Telefon da bilgisayar da hepsi öyle. Dünyada bir kategori hariç herşeyin fiyatı düşüyor.

Nedir o?

Lüks mallar... Çünkü lüks mal erişilebildiği ölçüde popülerliğini kaybeder. Erişebildikçe fiyatını yükselteceksin.

Klima lüks olmaktan çıktı o zaman...

O zaten lüks değildi. Ben 15 senedir bunu anlatıyorum... Şimdi çocukluğumdan bir örnek vereyim: Biz 50 yıl önce bir buzdolabı almıştık, benim babamın 2 yıllık maaşıydı ve dört yıl taksitle ödenecekti. Mahalledeki ikinci buzdolabıydı. Şimdi buzdolabı olmayan kimse var mı? Klima da ilk çıktığında öyle zannediliyordu. Şimdi bugün klimasız bir yer düşünebiliyor musunuz?

90’ların başında Türkiye’ye ilk klimalı arabalar gelmeye başladı ama ilk başta insanlar ‘bize göre değil, pahalıdır bu’ deyip çekindi. Ama şimdi klima nasıl satılıyor bir bakın.

Şöyle deniyor mesela; klima 300 YTL... Artık sanki karpuz satar gibi klima satılıyor.

Klima alırken nelere dikkat etmeli?

Klimada önce farkındalık, sonra erişilebilirlik ve sahip olma başladı. Şimdi ayrışma başlıyor. İnsanlar klimalar arasındaki farklara bakmaya başladı. Çünkü klima elektrik tüketen bir ürün. Alırken bir kere para ödüyorsunuz ama faturaya her ay para ödüyorsunuz. Onun için vatandaş satın alma maliyetini değil sahip olma maliyetini algılamaya başladı. Artık insanlar otomobil gibi ‘bunun hangisi az yakıyor’ demeye başladı.

Başka hangi özelliklerine bakılıyor?

İkincisi filtresine bakılıyor. Üçüncüsü de yaz geceleri klimasız uyunmuyor ve bundan başka ses yok ortalıkta. O yüzden insanlar artık ses yapmayanına da bakıyor. Dolayısıyla iyi ve kötü ayrışmaya başladı. Klima sektörü bu noktaya geldi. Hele bu elektrik zamlarından ve bakanlığın A sınıfı olmayanlara izin vermeyeceğini açıklamasından sonra farkındalık giderek artıyor.

Peki fiyatlardaki düşüş sürer mi?

Bir taraftan satışlar artar, bir taraftan da fiyatlar iner. Yani zaman zaman arttığı olur ama sonuçta teknoloji gelişecek ve fiyatlar inecek. Teknolojinin gelişmesi herşeyin fiyatını düşürecek.

İşte ara ara mesela hammade ve petrol fiyatları gibi etkenlerle fiyatlar çıkabilir ama 10-15 yıllık trendlere bakın, bunun yönü aşağıdır...

Türkiye’de kaç klima satılıyor?

Pazar çok büyüdü. Eskiden yılda 30-40 bin tane klima satılırken şimdilerde milyon tane satılır hale geldi. Bundan sonra da artış trendi hep devam eder.

Pazarın büyüklüğü ne kadar?

Split klima pazarı 600-700 milyon dolara ulaştı. Diğerleri ile 1 milyar dolara yaklaşır.


Eren GÜLER
Hürriyet-05.08.2008

Ramazan'da pide fiyatları artmayacak


Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, Ramazan ayında pide ve ekmek fiyatlarının değişmeyeceğini söyledi.
Buna göre 2008 yılında olduğu gibi pidenin kilogram fiyatı Türkiye genelinde 3,5 TL'nin üzerine çıkmayacak. 1 kg ekmeğin fiyatı da 2,5 TL olacak. Balcı, federasyon olarak odalara gönderdikleri genelge ile fiyat istismarını önlemeyi hedeflediklerini belirtti: "Tüm illerdeki esnaf ve odalar bu genelge çerçevesinde kilogram fiyatının 3,5 TL'nin üzerinde olmaması konusunda bundan önce olduğu gibi bu Ramazan ayında da gerekli hassasiyeti gösterecektir ve göstermek de zorundadır." Balcı, maliyet artışlarını bugüne kadar ekmek fiyatına yansıtmadıklarını öne sürdü. Halk sağlığının fiyattan daha önemli olduğuna dikkat çeken Balcı, şunları kaydetti: "Kaldırımlardaki ekmek dolaplarından bir an önce kurtulmak gerekiyor. Tarım ve Köyişleri ile İçişleri bakanlıkları ile görüştük. Çalışmaların bir an önce neticelenmesini talep ediyoruz."
Kaynak: Zaman Gazetesi

Özel alışveriş kulüplerine dikkat edin


 
Markafoni, Limango, Trendyol gibi özel alışveriş kulüpleri gün geçtikçe ilgi görür oldu. Ben de ilgilenmedim değil aslında. Çok cazip fiyatlar da söz konusu olunca insanın iştahı kabarıveriyor birden. Takipçilerinin dikkatini çekti mi bilmem ama sanki organik bağları olan şirketler gibi. Eğer değilse birbirlerini sıkı takip ediyorlar. Hani 2-3 gün sınırlı stok ürün satışta kalıyor ya bakıyorum birinde satışa çıkan ürün 3 gün sonra diğerinde de satışa çıkmış. 
Bu sitelerden alışveriş yaparken dikkat edilmesi gereken bir noktayı paylaşmak istiyorum. Öncelikle internet üzerinden alışveriş konusunda birçoğumuzun artık tecrübesi oluştu. Ancak elinize geçen üründen herhangi bir memnuniyetsizliğiniz söz konusu olduğunda değişim ya da iade noktasında ciddi sıkıntılarla karşılaşabilirsiniz. Mesela bir telefon numarası bile yok sitelerinde ulaşabilmeniz için. Kendiniz kargoya vereceksiniz. Ellerinde sınırlı stok satış yaptıkları için büyük ihtimalle değiştirecek ürün kalmamış olacak. Ürün iadesine de pek sıcak yaklaşmadıklarını işittim.

30 Temmuz 2010 Cuma

Balda taklit ürün, kırmızı ette kanatlı, süt içinde bitkisel yağ olabilir

Tarım Bakanlığı 22 bin 172 gıdayı analiz etti. Yüzde 5.28'inde sorun çıktı. Pulbiberin yüzde 15'inde aflotoksin, bebek mamalarının yüzde 2.46'sında kurşun saptandı

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı geçen yıl 22 bin 172 gıda örneğinde analizler yaptı. Analizler sonucunda 1171 örnek ‘olumsuz’ bulundu. Gıdada, ortalama olumsuz örnek oranı yüzde 5.28 oldu.

Gıdada AB’yle uyum müzakerelerine başlayan Türkiye’de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, 2009 yılı gıda denetim programı sonuçlarını açıkladı. Denetimler, gıda üreticilerinin etiketleme kurallarına, ambalaja çok önem verdiğini, gıdanın içeriği konusunda ise o kadar hassas davranmadığını ortaya koydu.

Etiket bilgilerinin mevzuata uygunluk oranı, neredeyse yüzde 100. İçerik açısından ise en sorunlu ürünler, pekmez, bal, tavuk eti, kırmızı toz/pulbiber ve incir ezmesi oldu. Kurşun oranı açısından incelenen bebek mamalarının yüzde 2.46’sında kurşun oranı limitlerin üzerinde çıktı.

Zirai ilaç kalıntısı sorunu ‘büyüdü’

Zirai ilaç kalıntısı sorunu da dikkat çekti: Bakanlık geçen yıl 2 bin 262 bitkisel üründe zirai ilaç kalıntısı analizi yaptı. Zirai ilaç kalıntısı denetimlerinde 2008’de yüzde 4.14 olan olumsuz örnek oranının 2009’da yüzde 6.85’e çıktığı belirlendi. Süt ve süt ürünleri, kırmızı et ve unlu mamuller denetiminde ise olumsuz örnek oranı ‘ortalamanın altında’.

Denetim arttı sorun oranı azaldı

Denetimler: Gıda denetimleri tarım il müdürlükleri tarafından Yıllık Kontrol Programı dahilinde ve AB yaklaşımları da dikkate alınarak yapılıyor. Son iki yılda analiz ve denetim sayısı arttı.
Bakanlık 2009’da 22 bin 172 gıda örneğini analiz etti, yüzde 5.28’i olumsuz bulundu. Önceki yıl ise 19 bin 714 gıda örneği analiz edilmiş ve yüzde 6.13’ünde olumsuzluk saptanmıştı. Yani olumsuzluk oranı düştü. Ne var ki zirai ilaç kalıntısı denetimlerinde 2008’de yüzde 4.14 olan olumsuz örnek oranı 2009’da yüzde 6.85’e yükseldiği görüldü.

Denetim sayısı da arttı. Bakanlık, geçen yıl toplam 350 bin 455 denetim gerçekleştirdi. 8 bin 361 idari para cezası uygulandı, 1582 firma veya kişi hakkında suç duyurusunda bulunuldu.
Önceki yıl ise 340 bin 874 genel denetim yapılmış, 6 bin 958 para cezası uygulanmış, 905 firma veya kişi için suç duyurusu yapılmıştı. Türkiye’nin AB’yle gıda müzakereleri de bu ay başında başladı. Müzakere sonunda Türkiye’de 1200’ün üzerinde düzenleme, AB’yle uyumlu hale getirilecek. Tarladan sofraya gıda güvenliği için denetimlerin daha kapsamlı ve hızlı olması sağlanacak.

Fındıkta aflotoksin sorunu çözülüyor

Şeker veya şekerlemeler: 312 örnekten yüzde 7.05’inde limitlerin üzerinde boya belirlendi.

Fındık: Fındıkta aflotoksin sorunun hemen hemen çözüm aşamasında bulunduğu belirlendi. İncelenen 583 fındık örneğinden sadece altısında (yüzde 1.03) limitin üzerinde aflatoksin saptandı. 168 fındık ezmesi örneğinin hiçbirinde limitin üzerinde aflatoksine rastlanmadı.

Kuruyemiş ve kuru üzüm: 165 kuru üzüm örneğinde kanserojen okratoksin A arandı. Hiç olumsuz örnek çıkmadı. 382 kuruyemiş örneğinden sadece yüzde 1.05 mikrobiyolojik kriterlere uygun bulunmadı. Ancak antepfıstığında aflatoksinli örnek oranı yüzde 5.23. Anntepfıstığı ezmesinde ise bu oran yüzde 0.96‘ya kadar düştü.

Kırmızı toz-pulbiber: Yüzde 14.77’sinde limitlerin üzerinde aflatoksin belirlendi. Analiz edilen 493 kırmızı toz-pulbiber örneğinden yedisinde kanserojen olduğu bilinen Sudan boyası bulundu.

Hazır yemekler: 1311 hazır yemek örneğinde yapılan analizlerde, örneklerin yüzde 4.42 ’si mikrobiyolojik kriterlere uygun çıkmadı.

Bebek maması: Bebek mamalarında kurşun arandı. Analiz edilen 122 bebek mamasından üçünde (yüzde 2.46) limitlerin üzerinde kurşun çıktı.

Tuz: Denetimlerde analiz edilen 2 bin 401 tuz örneğinden 94’ünde (yüzde 3.92) iyot oranının mevzuata uygun olmadığı belirlendi.

Alkollü içki: Denetimlerde 599 rakı, viski, votka örneğinden üçünde metil alkol bulundu. Distile alkollü içkilerde 767 örnekten yüzde 3’ünde alkol hacminin mevzuata uygun olmadığı ortaya çıktı.

Süt ürünlerinde iyileşme var, etiketleme ‘çok başarılı’!

Pekmez: En sorunlu ürünlerden. İncelenen pekmezlerin yüzde 33.96’sı taklit veya tağşiş (*) ürün çıktı. Ancak pekmezde göreli bir ‘iyileşme’ var. Çünkü pekmezdeki olumsuz örnek oranı önceki yıl yüzde 52.62’lerdeydi.

Bal: Türkiye dünyanın önemli bal üreticilerinden ama balda olumsuz örnek oranı yüzde 16.74. İncelenen 914 bal örneğinin 153’ünde taklit ve tağşiş yapıldığı belirlendi.

Kanatlılar: Tavuk, hindi, bıldırcın veya devekuşu etlerinde mikrobiyolojik kriterler yönünden yapılan analizlerde, olumsuzluk oranı yüzde 17.98 ile oldukça yüksek. Bu etlerin mikrobiyolojik olarak denetiminde olumsuz örnek oranı 2008’de de yüzde 17’ler düzeyindeydi. Son denetimler sorunun aynen devam ettiğini gösterdi.

Kuru kayısı, incir ezmesi ve ballı çerez: Analiz edilen 517 kuru kayısı örneğinin 70’inde (yüzde 13.54) limitin üzerinde kükürtdioksit belirlendi. Kuru incir örneklerinin sadece yüzde 3.09’unda, incir ezmeerinin ise yüzde 17.39’unda limitin üzerinde aflatoksin saptandı. Ballı çerezlerin yüzde 21.62’sinde de limitin üzerinde aflatoksin belirlendi.

Yağlar: Ayçiçekyağında taklit ve tağşiş oranı yüzde 8. Zeytinyağında 521 örnek incelendi. Taklit ve tağşiş oranı yüzde 2.5 çıktı. Mısır yağnda ise bu orunyüzde 1.25 oldu. Ancak kızartma yağlarında sorun var. Kanserojen olarak bilinen yanmış kızartma yağlarının tekrar kullanılmasını önlemek amacıyla 151 yağ örneği analiz edildi. Yüzde 7.95’inin kullanım için uygun olmadığı belirlendi. Margarinlerde ise benzoik ve sorbik asit aranması için yapılan denetimlerde örneklerin yüzde 99.6’sı mevzuata uygun bulundu.

Kırmızı et ve et ürünleri: Domuz eti ve at-eşek gibi tek tırnaklı hayvan etinin katılıp katılmadığını belirlemek için 462 örnek analiz edildi ve sadece üç örnek (yüzde 0.65’i) olumsuz çıktı. Ancak, kırmızı et ürünlerine kanatlı eti katılıp katılmadığını belirlemek amacıyla yapılan denetimlerde olumsuzluk oranı yüzde 3.20 olarak belirlendi.

Ekmek: Örneklerin büyük bölümü, mikrobiyolojik kriterler yönünden uygun. Analiz edilen 309 ekmek örneğinden sadece beşinde (yüzde 1.62) mikrobiyolojik yönden olumsuzluk tespit edildi.

Süt ve süt ürünleri: İyileşme var. Süt ve süt ürünleri grubundaki mikrobiyolojik analizlerde, olumsuz örnek oranı yüzde 1.5-4.9’larda. Bu oran bir önceki yıl yüzde 5-20’lerdeydi. Geçen yıl analiz edilen 757 süt ürününün 37’sinde (yüzde 4.89) taklit ve tağşiş yapıldığı, süt yağı yerine bitkisel yağ katıldığı belirlendi.

Bakanlık geçen yıl 660 beyazpeynir örneğini mikrobiyolojik kriterler yönünden denetledi. 24 peynir örneğinde (yüzde 3.64) mikrobiyolojik değerlerin mevzuata uygun olmadığı belirlendi. 284 yöresel peynir örneğinden beşinde (yüzde 1.76) mikrobiyolojik açıdan uyumsuzluk belirlendi. Yoğurtta toplam spesifik mikroorganizma sayısı açısından analiz edilen 377 örnekten yüzde 1.59’u olumsuz çıktı.

Dondurma ve sütlü buz: 380 örnekte mikrobiyolojik analiz yapıldı. Yüzde 4.47’si olumsuz çıktı.

Etiketleme: Bakanlık, 36 bin 718 gıda örneği üzerinde etiket denetimi yaptı. Etiketlemede mevzuata uyum yüzde 99.72 çıktı. Ancak bu alanda ‘en yüksek uyumsuzluk oranı’ yüzde 0.98 ile süt ve süt ürünlerinde görüldü. Bitkisel çaylar ve enerji içecekleri etiketleri ise mevzuata tam uygun çıktı.

(*) Tağşiş: Gıda ve gıda ile temasta bulunan ambalaj ve malzemelerin, mevzuata aykırı olması.
Kaynak : AA

Süt ürünleri kanserden koruyor

Diyetisyen Merve Arlı, dengeli beslenmede süt ve süt ürünlerin tüketiminin önemli rol oynadığını söyledi. Arlı, "Bu ürünler aynı zamanda kanser riskini de azaltmaktadır" dedi. Arlı, çocukluk, gebelik ve yaşlılık dönemlerinde süt ve süt ürünü tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti. İnsan sağlığının yaşam boyu korunması için yeterli ve dengeli beslenmede, bu ürünlerin tüketilmesi gerektiğini vurgulayan Arlı, açıkta satılan sütlere karşıda uyarılarda bulundu. Açık sütlerde ki vitamin değerlerinin çok düşük olduğuna dikkat çeken Diyetisyen Arlı, sağlık açısından kapalı ve uzun ömürlü sütlerin kullanılması gerektiğini kaydetti. Arlı, sütte bulunan konjuge linoleik asitin, vücutta ki yağ miktarını azalttığı, diyabette ki artmış insülin direncini azalttığı, göğüs, mide, kolon, deri ve prostat kanserlerine karşı koruyucu etki gösterdiği, bağışıklık sistemini güçlendirdiği, kan yağlarını azaltıcı etki gösterdiği, damar sertliğine karşı koruyucu olduğu, metabolizma hızını artırdığı, kemik oluşumunu ve kas kitlesini artırdığını hatırlattı.

Kaynak: http://yenisafak.com.tr/Saglik/?t=30.07.2010&i=269107

Umarım Sarar yetkilileri bu yazımı okur !

Sık sık bahsederim. 5-6 kişilik bir kızlar grubumuz var. Dostluğun da ötesinde kardeş gibi olduk. Hepsi birbirinden çılgın, hepsi alışverişkolik.. Birinin bu yaz düğünü var ve hepimiz deli gibi kıyafet derdindeyiz...Alışveriş söz konusu olduğunda gerçekten deliriyoruz şaka değil :)

Her hafta birimiz için dolaşıp uygun birşeyler arıyoruz. Bu hafta sıra Gamze'deydi. Kendisi spor canavarı olduğundan vitrinlerde her beğendiğimiz şeyi önce ona denetiriz .

Panora'da Sarar mağazasının önünden geçerken vitrinde somon-mercan arası katkat fırfırlı çok şirin bir şifon elbise gördük. Tam Gamze'ye göreydi. Zaten buradan almak istediğimiz başka bir triko daha vardı. Bir neşe mağazaya girdik, istediğimiz rengin bedeni yoktu. Başka bir renkte deneyelim dedik. Evet elbise tam düşündüğümüz gibi çok güzel oldu. Ancak Gamze'de benim gibi beyaz tenli ve sarışın. Renk çok önemli yani. Vitrindeki elbise istediğimiz bedendeymiş. Ne yapabiliriz diye satış elemanına sorduk. Aldığımız cevap aynen şu arkadaşlar: "Vitrinden elbiseyi çıkaramayız. Kesin alacaksanız önce Kredi Kartınızı verin ondan sonra elbiseyi indirelim!!! Nasıl yani????"

Elbiseyi alıp kaçacak mıyız? Bedeni oldu, modeli beğendik, istediğimiz rengi deneme hakkımız yok mu? Müşteri Memnuniyetine ne oldu?

Tabii ki vitrini şu anda bozun demiyoruz. Ama başka mağazada var mı, getirtilebilir mi veya 1-2 gün sonra vitrini değiştiğinde size ayırabiliriz, vs. Bunlar benim cümlelerim değil, pek çok mağazada duyduğumuz, müşteriye verilmesi gereken cevaplar.

Evet mağazanın belli prensipleri olabilir, ama bunu müşteriye söylemenin de bir yolu var. Belki biraz güleryüz, daha olumlu yaklaşımlar, ne dersiniz sayın yetkililer? Üstelik indirim sezonu falan değil, gayet iyi bir fiyat ödeyeceğiz.

Benim böyle durumlarda tavrım gayet nettir. Alacağım varsa da almam, ezik miyim ben? Alın cüzdanım, kartlarım sizin olsun, yeterki bu elbiseyi verin! Almak için ayırdığım trikoları da bıraktım. Bizim yüzümüzün asıldığını, ayırdıklarımızı bıraktığımızı ve belki de kendi aramızdaki konuşmaları duyunca, istiyosanız bakalım başka mağazada var mı diye yarım ağız sordular eksik olmasınlar? Geçmiş olsun...

Panora Sarar'ın, gayet güzel ürünlerine rağmen, mağazanın bu kadar boş olmasının nedeni bunlar olabilir mi??????

Kaynak: trendyandfriendly.blogspot.com

29 Temmuz 2010 Perşembe

Yargıtay 'Yalın ADSL' kararını onadı!


Tüketiciyi Koruma Derneği Eskişehir Şubesi, Türk Telekom aleyhine 'sabit telefon aboneliğinin iptal edilmesi ve internet aboneliğinin devam etmesi' talebiyle açtığı davanın temyizini kazandı. Yalın ADSL geliyor.

Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Eskişehir Şubesi, Türk Telekom aleyhine ''sabit telefon aboneliğinin iptal edilmesi ve internet aboneliğinin devam etmesi'' talebiyle açtığı davanın temyiz edildiği Yargıtay'da onanmasının ardından tüketicilerin bu haktan yararlanmaları amacıyla ülke genelindeki şubelerine ihtarname örnekleri gönderdi.

TÜKODER Eskişehir Şube Başkanı Sülahi Özalp, yaptığı açıklamada, Türk Telekom aleyhine ''Tüketicinin 4077 Sayılı Kanunun 5. maddesine aykırı olarak yapılan internet aboneliği işleminin devamı, sabit telefon aboneliğinin iptali'' talebiyle başvurdukları Eskişehir Tüketici Mahkemesi'nin telefon aboneliğinin iptaline, internet aboneliğinin ise devamına hükmettiğini anımsattı.

Türk Telekom'un bunu temyiz etmesi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin temyiz itirazını reddedip yerel mahkemenin kararını onadığını hatırlatan Özalp, şöyle konuştu:

''Yargıtay kararı elimize ulaştı. Bu kararın örneklerini Türkiye genelindeki tüm şubelerimize gönderdik ve sabit telefon abonesi olmadan internet kullanmak isteyen tüketicilerin Türk Telekom'a vermek üzere kullanacakları ihtarnamelerin örneklerini gönderdik.

Tüketicilerimiz ülke genelindeki 62 şubemizden bu örnek ihtarnameleri alıp Türk Telekom'a verebilirler. Türk Telekom'un yargı kararına uyacağını düşünüyoruz.''


''MÜRACAATLAR TÜKETİCİ MAHKEMESİNE YAPILIYOR''

TÜKODER Eskişehir Şubesi Başkan Yardımcısı Avukat Suat Kadan da Türk Telekom'un bu ihtarnamelere süresi içinde yanıt vermemesi veya bu uygulamayı sona erdirmemesi durumunda, tüketicilerin, bulundukları il veya ilçelerdeki Tüketici Mahkemelerine, Tüketici Mahkemesinin olmaması durumunda da Asliye Hukuk Mahkemelerine başvurabileceklerini söyledi.

Bu mahkemelere yapılan müracaatların kanun gereği harçtan muaf tutulduğunu, tüketicilerin sadece posta gideri olarak yaklaşık 10 lira ödediğini anlatan Kadan, şunları ifade etti:

''Türk Telekom'a internet aboneliği için müracaat edenlere bu kuruluş tarafından sabit telefon hattı alınması yönünde bir zorunluluğun gösterilmesi durumunda ise tüketicilerin almak zorunda bırakıldıkları sabit telefon hattından hiçbir görüşme yapmadan söz konusu ihtarnameyi doldurup Türk Telekom'a vermeleri çok önemli.

Bu tüketiciler ihtarlarına karşılık bulamamaları durumunda yine Tüketici Mahkemeleri yoluyla hakkını alacak. Sabit telefonu almadan ya da iptal ettirerek internetten yararlanmak isteyenlerin bu hukuki yolu izlemeleri gerekiyor.''

AA

Apple tüketiciler karşısında zor durumda

Tüketicilerin, kendileri ile alay eden Steve Jobs'a açtığı savaş, dev şirkete hiç olmadığı kadar pahalıya malolabilir. Firma gelen baskılar üzerine ya ürününü toplatacak ya da büyük tazminatlar ödemek zorunda kalacak.

Geçtiğimiz günlerde, Apple'a açılan davalar ve tüketicilerin yürüttüğü savaş ile ilgili haberler ortaya çıkmıştı. Üstelik bu sefer işler, hiç olmadığı kadar ciddi. Steve jobs, kendisine ulaşan iPhone 4 anten şikayetlerini, "Telefonu tutmayı öğrenin!" diye geçiştirmeye çalışmış ve tüm şirketlerde benzer sorunlar olduğunu iddia ederek, gündem değiştirmeye çalışmıştı.



Piyasa araştırmacıları, problemin geçiştirilemeyecek kadar ciddi olduğunda ısrarcı. Otoritelere göre, büyük elma kapsamlı bir geri çağırma operasyonuna gitmek zorunda kalabilir.
Teknoloji sitesi ShiftDelete.Net'in haberine göre, operasyonun gerçekleşmesi halinde, açılan davalarla birlikte Apple ve Steve Jobs ikilisinin elinden uçan paranın 1.5 milyar dolar seviyesinde olması bekleniyor. Söylentilere göre Jobs, en yetenekli avukatlarından oluşan orduyu işe koşturmuş bile. Bakalım, büyük elma bu sefer ucuz kurtulabilecek mi?

Elinizdeki YTL`leri değiştirin!

Yıl sonunda YTL ve YKr`li madeni paraların bir yıllık zamanaşımı süresi doluyor   

Kâğıt parada geri dönüşüm yüzde 98 tamamlanırken, 230 milyon liralık bozuk para, kumbara, dilek havuzu ve koleksiyoncuların elinde bulunuyor.

Paradan `Y` ibaresinin kaldırılmasının üzerinden bir buçuk yıl geçmesine rağmen madeni paraların dörtte biri henüz geri dönmedi. Zaman`ın haberine göre, 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren piyasada bulunan Türk Lirası madeni para miktarı tutar olarak yüzde 73,34 seviyesinde kaldı. Yaklaşık 230 milyon liralık bozuk para kumbara, dilek havuzu ve koleksiyoncuların elinde bulunuyor. Yıl sonunda YTL ve YKr`li madeni paraların bir yıllık zamanaşımı süresi doluyor. 31 Aralık 2010 tarihine kadar madeni paranın Merkez Bankası ve Ziraat Bankası şubelerinden değiştirilmesi gerekiyor.

Merkez Bankası kaynakları, "Elinde metal parası olan varsa yıl sonuna kadar değiştirsin. Aksi takdirde herhangi bir şekilde kullanamaz." uyarısında bulunuyor.

Bir öğrencinin feryadı

Hiçbir geliri olmayan, okuyup vatana, millete faydalı olacak öğrenciye yardım elini uzatıyorsunuz ama verdiğiniz paranın bir kısmı nasıl hiç ediliyor?

18 Mart 2010 tarihinde gelen şikayet:
Şikayetiniz : Garanti Bankası’ndan hesap açtırdığıma pişmanım. Hesabı açtırmam uzun sürdü. Hesap açıldı. 70 TL para gönderdi tanıdığımız. Bir baktım; 26 TL kalmış 44 TL kesilmiş.Hesap açtırmadan önce bu paradan bahsedilmiyor ama almaya gelince sözleşmede yazılı deniliyor.Habersizce çekiliyor.44 TL'nin iade edilmesini istiyorum .Öğrenciden 44 TL çekilir mi ?Gerekirse öğrenci kimliğiyle gidip başvururum.70 Tl den 26 tl kaldı kitap parası verecektim 44 tl'mi çaldılar resmen.Yardımcı olun lütfen bu konuda bilgisizim.

10 Temmuz 2010 tarihinde gelen şikayet:
evet 40 tl kesmişlerdi sesim çıkmadı daha 5 ay oldu gene 40 tl daha gıttı benım bir aylık param 80 tl kimine göre kucuk gorunen rakam.Benim 1 aylık bırıktırdıgım param bunların elıne 1 dakıkada geçtı.Karşılıgında ne var?Hizmetleri mi iyi?Hayır.Atm den para cekmek ıcın ta nereye gıdıyoruz en yakın yer 30 dk lık mesafede.Müşteri temsilcisini arıyoruz bakan yok.O kadar para alıyorlar insanlardan bakan temsilci yok.Ben sizin o aptal muzıgınızı dınlemek zorunda degılım.Lanet olsun sizin gibi beleşçi insanlara.Bir sürü insanın parasını haksızca elde ediyorlar karşılıgında hiçbir şey yok.Tüketiciye sordum yasal degil gelin itiraz edin 2 aya kadar paranızı alırsınız dediler.Ben boşverdim 1 kerelik ceksinler 40 tl dedim.Bu 2 oldu bu sefer gidip durumumu anlatıcam benim cep harçlıgımı cekip aldılar.Gereken tüm yerlere gidip şikayette bulunmazsam.Bu yazıdan sonra saçma sapan bir mail gelecek sizden bana eminim yüzlerce kez okudum kopyalayıp yapıştırıyorsunuz aynı yazıları.Lanet olsun garanti bankasına yazıklar olsun insanların emeklerini çalanlara.Lise 3 e geçmiş birinin 1 aylık parasını çektiler. garanti bankasına yazdıgım mail yardımcı olurmusunuz bu paraya ihtiyacım var ögrenciyim.Paramı vermiyorlar sürekli aynı yazılmış mail gönderiyorlar.Müşteri temsilcisi herkesten alıyoruz iade edemeyiz diyorlar yardımcı olun lütfen.Daha öncede bu siteye yazdım bir abi aramıştı neler yapmam gerektigini söylemişti sınavlarım vs üst üste bindi bende bir sefereligine kessinler dedim gitmedim tüketiciye.Tam olarak neler yapmalıyım lütfen yardımcı olun o para benim için çok önemli.

Kaynak:tuketiciler.org

Tüketicinin Zaferi

Adana Tüketici Mahkemesi İsmail Arısoy isimli bir avukatın, TOYOTASA aleyhine açtığı ayıplı malın bedelinin iadesi davasını kazandı.

2005 model Toyota Corolla marka aracın yakıt göstergesi ve range değerlerinin arızalı olması nedeniyle tamiratı yapılamayan aracın parasının iadesine şirket yanaşmayınca, Av. İsmail Arısoy, Adana Tüketici Mahkemesi'nde dava açtı.
Mahkeme, davacı Arısoy'un açtığı davada tüketiciyi haklı bularak aracın fatura ve aksesuar bedelinin geri ödenmesine karar verdi.
Av. İsmail Arısoy, "Tüm vatandaşlarımız ayıpla mallar konusunda hakkını sonuna kadar aramalıdır. Ben, Toyotasa'nın ürettiği 2005 yılı 01 AR 293 plakalı Corolla marka otomobili Onatça motorlu Araçlar Şirketinden aldım. İlk bin kilometresine kadar servis bakımını ücretsiz yaptı. 10 bininci kilometre de yeniden bakım için servise götürdüm. Bana yakıt göstergesi ve range değerlerinin bozuk olduğunu söylediler. İlgili arızadan dolayı çözüm bulamadılar. 5 kez değiştirilme talebinde bulundum. Bana aracı
satanlar buna yanaşmadı. Mağdur olmuştum. Davalılara ihtar çekerek aracı teslim edeceğimi, bedelinin iadesini istedim. Yanaşmadılar. Ben de Adana Tüketici Mahkemesi'nde dava açtım. Mahkeme bilirkişi tayin etti. Ve yargılama benim lehimde bitti" dedi.

Kaynak: beyazgazete.com

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Galaxy S, Türkiye’ye çok iddialı geliyor

Samsung’un amiral gemisi Galaxy S, pazara sunulduğu ülkelerde kapış kapış gidiyor.

Samsung Electronics Mobil İletişim Bölüm Başkanı JK Shin, Galaxy S’in global satışlarıyla ilgili olarak, “Pazara sunulduğu 3 hafta içinde Galaxy S, 32 ülke ve 44 mobil servis noktasında 1 milyon adet satışa ulaştı” dedi.
Türkiye’de de merakla beklenen Galaxy S, 4 inç Super AMOLED ekran, Android 2.1 Eclair işletim sistemi, 1GHz işlemci, HD video kayıt ve oynatma, micro SD ile 32 GB’a kadar yükseltilebilen 8 GB dahili hafıza ile kullanıcılara pazardaki en güçlü donanımı sunuyor.

Galaxy S, Samsung Uygulama Mağazası’ndan indirilebilen çok çeşitli uygulamalar ile akıllı telefon deneyimini bugüne kadar benzeri görülmemiş bir noktaya taşıyor.

Samsung Galaxy S, yakın bir zamanda Türkiye pazarına sunulacak.

Kaynak: mynet.com

Ayakkabı Alırken Dikkat Edilecek Hususlar

1.Bir çift ayakkabının tekleri arasında herhangi bir görünüm, şekil, işçilik, renk ve boyut farkının bulunmamasına dikkat ediniz.

2.Ayakkabı etiketlerini inceleyerek; ayakkabı yüzü, iç astar ve taban ile dış taban yapımında kullanılan malzemelerin neler olduğu hakkında bilgi edininiz.

3.Ayakkabı seçerken kriteriniz model ve renkten önce rahatlık olmalıdır. Ayağınızın anatomik yapısına uymayan, büyük ya da sıkan ayakkabıyı almayınız. Ayakkabı içinde ayaklarınızı rahatça hareket ettirebilmelisiniz. En uzun parmağınız ile ayakkabının ucu arasında 0,5-1,0 cm boşluk olmalıdır. Ayakkabı rahatsız edici derecede sıkı ise, kesinlikle zamanla gevşer diye düşünüp satın almayınız.

4.Ayakkabının her ikisini de mutlaka giyip yürüyerek deneyiniz, iyi oturduğundan ve rahat olduğundan emin olunuz. Ayakkabının numarasını kontrol ediniz.

5.Ayakkabının içini elle kontrol ederek astar vb. kısımlarda ayağı rahatsız edici kırışıklıklar bulunmadığından emin olunuz.

6.Dikiş uçları bitim yerlerinin sağlam olmasına, dikiş hatalarının bulunmamasına dikkat ediniz.

7.Ayakkabının ayakla temas eden kısımlarında sentetik malzeme kullanılıp kullanılmadığına dikkat ediniz. Çünkü sentetik malzemeler hava geçirmez ve hava geçirmeyen malzemeler ayak sağlığı için zararlıdır.

8.Yazın tabanı kösele, kışın ise tabanı sentetik ( PVC, termoplastik, kauçuk gibi ) maddelerden üretilmiş, ayakkabı yüzü yumuşak deriden yapılmış olan ayakkabıları tercih ediniz.

9.Nubuk, süet gibi çabuk kirlenen ya da boyası çabuk soyulan malzemelerden üretilmiş ayakkabıları alırken ve kullanırken iklim şartlarını göz önünde bulundurunuz.

10.Çocuk ayakkabılarının arkalarının sert, ayakkabı yüzünün esnek olmasına, burun bölümünün parmakları sıkmamasına ve dış taban malzemesinin yeri sağlam tutan , kaymayan ve esnek bir malzemeden yapılmış olmasına dikkat ediniz.

11.İnsan ayağının hacmi gün boyunca genişler, bu nedenle ayakkabınızı öğleden sonra almaya özen gösteriniz.

Otomobil alırken dikkat edilmesi gerekenler!


1.Satın alacağınız araçlarda az yakıt tüketen ve karbondioksit emisyonu az olan araçları tercih ediniz. Karbüratörlü araçlar enjeksiyonlu araçlara göre daha fazla benzin tüketirler. Benzinli araçlarda yakıt sistemi enjeksiyonlu olmalıdır. Enjeksiyonlu yakıt sistemi olanlarda da çok noktalı enjeksiyon olanları tercih ediniz.

2.Araçlarda rüzgarlık, üst bagaj ve otomatik transmisyon gibi aksesuar ve parçalar daha fazla yakıt tüketimine neden olacağından, araç seçerken bu hususları göz önünde bulundurunuz. Ayrıca, araca gerçekten ihtiyacınız olan parçaları taktırınız.

3.Araçta standart olarak bulunması gereken emniyet kemeri, klima ve hava yastığı gibi elemanlardan başka hangi ekstra güvenlik ekipmanlarının bulunduğunun öğrenilmesi, sağlık ve güvenlik açısından önem arz etmektedir. Aracın fren gücü performansının nasıl olduğuna bakılmalı, ABS, EBD gibi kilitlenmeyen fren sistemlerine sahip araçlar tercih edilmelidir.

4.Ülke genelinde satış sonrası servis ağı yaygın olan ve yeterli yedek parça stoku bulunan araçlar tercih edilmelidir.

5.Satın alınacak aracın fiyatı iyi incelenmelidir. Peşin alımlarda indirimlerin olup olmadığı, araçta opsiyonel aksesuarların aracın fiyatını ne şekilde etkilediği, ayrıca servis, bakım, kasko, Motorlu Taşıtlar Vergisi gibi aracın kullanım maliyetleri göz önünde bulundurulmalıdır.

6.Satın alınacak aracın kulanım sırasındaki değer kaybı göz önüne alınmalıdır. Mümkünse, ikinci el de tercih edilen ve diğerlerine göre daha az değer kaybeden bir araç tercih edilmelidir.

7.Satın almaya karar verilen araç ile test sürüşü yapılması, aracın güvenlik ve rahatlık durumlarının değerlendirilmesinde fayda sağlayabilecektir.

İkinci El Otomobil Alırken Dikkat Edilecek Hususlar

1.Aracın çalıntı olup olmadığını anlamak için motor ve şase numaralarının, ruhsattaki motor ve şase numaraları ile karşılaştırması yapılmalıdır.

2.Otomobillin kullanıldığı kilometre, otomobilin yıpranmasıyla doğru orantılı olan en belirgin husustur. Kilometre göstergesinde oynama yapılıp yapılmadığının ya aracın bakım kitapçığına bakılarak ya da uzmanına gösterilerek anlaşılabileceği unutulmamalıdır.

3.Aracın servis ve bakım kayıtlarının olup olmadığı sorulmalıdır.

4.Araçta vurma, çarpılma, paslanma vb. hasarlar olup olmadığı, aracın radyatörünün ve motor hortumlarının su kaçırıp kaçırmadığı incelenmeli, gerekirse bir servise gösterilmeden araç satın alınmamalıdır.

5.Aracın lastiklerinin durumuna bakılmalı, tekerleklerdeki aşınmanın düzensiz olup olmadığı kontrol edilmelidir. Asimetrik bir aşınma, takımlarda bir ayarsızlık olduğunu gösterir. Ayrıca lastik dişleri ve yanaklarına bakılmalıdır.

6.Aracın yağ çubuğu ve yağ haznesi kapağı kontrol edilmelidir. Kahverengi tortu görüldüğünde araç yetkili bir servise gösterilmeden satın alınmamalıdır. Akünün de kontrol edilmesi unutulmamalıdır. Akü başları okside olup yağlanmış ise bu, akünün ömrünün azaldığı anlamına gelir.

Sarar gömleği değiştirmedi!

24.07.2010 Cumartesi akşamı Sarar'ın Ankara Kızılay Bulvar Mağazasına bir adet gömlek satın almaya gittim. İlgili personele gömlek bedenimin 'M' olduğunu belirterek bir adet gömlek istedim. Personel bana 'M' beden gömleğin küçük geleceğini belirterek 'L' beden gömlek satın almamı önerdi. Dolayısıyla 'L' beden gömlek satın alarak mağazadan ayrıldım. Akşam eve geldiğimde gömleği ütületerek denedim. Gömleğin bedeni üzerime büyük geldi.

26.07.2010 Pazartesi günü öğle saatlerinde gömleği satın almış olduğum mağazaya geri götürerek bedeninin büyük geldiğini 'M' beden ile değiştirmelerini rica ettim. İlgili personel gömleği giymiş olduğumu iddia ederek değiştirme talebimi reddetti. Sarar gibi Türkiye'nin önde gelen giyim mağazasına bu tutumu hiç yakıştıramadım.

Gürkan İpek

TSE'den 'Bilinçli Tüketim' Çağrısı


Türk Standartlar Enstitüsü (TSE) Ordu Temsilcisi Ufuk Ersoy, tüketici bilincinin gelişmesiyle bir toplumun gelişmesinin paralel olduğuna dikkat çekerek, 'Gelişmiş bir toplum olmanın en önemli unsurlarından biri bilinçli tüketim ve bilinçli tüketicidir' dedi.

'Dünya Tüketiciler Günü' sebebiyle bir açıklama yapan TSE Ordu Temsilcisi Ufuk Ersoy, bir insanın doğumundan ölümüne kadar tüketici olduğunu belirtti. Günümüzde ticaretle serbest teşebbüse dayalı piyasa ekonomisinin oluşturduğu rekabet ortamının, teknolojide ve sanayide ticaretle gelişmiş ülkeler başta olmak üzere, uluslararası pazarlardan pay kapmak isteyen ülkeleri acımasız bir yarışın içine ittiğini kaydeden Ersoy, bunun sonucunda ülkelerin bütün güçleriyle kaliteli üretime yöneldiğini vurguladı.

Ürün ve hizmetlerin çeşitliliğinin, tüketicinin kendisine en uygun olanını seçmeye zorladığını belirten Ersoy, "Tüketici giderek karmaşıklaşan pazar yapısı ve gelişen pazarlama faaliyetlerinin oluşturduğu sorunlarla karşı karşıya kaldı. Tüketiciler bu ortamda iyi kalite mal ve hizmet seçimi yaparak, kendi menfaatlerini gözetmek durumundadır. İşte burada, bir birey, iyi bir tüketici olarak tüketici haklarını öğrenmek, öğretmek ve topluma kazandırmak gerekmektedir. Gelişmiş bir toplum olmanın en önemli unsurlarından birisi bilinçli tüketici ve bilinçli tüketimdir" diye konuştu.
Kaynak: beyazgazete.com

Elektrik tasarrufu nasıl yapılır?

Elektrik faturasını düşürecek yöntemleri açıklıyoruz. Yalnızca evimizi aydınlatma için bile dikkat edeceğimiz birkaç küçük dikkat bile önemli oranlarda elektrik tasarrufu yapılabiliyor.

Mesela, akkor lamba yerine fluoresan ampul kullanmak Türkiye genelinde ayda 1 milyar 120 milyon kWh’lık bir tasarruf sağlıyor.

Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü Ulusal Enerji Tasarrufu Merkezi’nce konutlarda elektrik enerjisinin verimli kullanılması konusunda hazırlanan broşüre göre, yalnızca aydınlatmada dikkat edilecek birkaç küçük ayrıntı bile önemli ölçüde elektrik tasarrufu yapılabiliyor.

Örneğin, akkor flamanlı 100 watt’lık (W) normal bir ampulle bir ailenin aylık tüketimi 100 kilovat saate (kWh) çıkarken, aynı ışık akışını veren kompakt fluoresan ampul kullanıldığında ise aylık tüketim 20 kWh’ya kadar inmekte. Türkiye’de tüketilen toplam elektrik enerjisi içinde aydınlatmanın payının yüzde 25 civarında olduğuna göre, Türkiye genelinde ayda 1 milyar 120 milyon kWh’lık bir tasarruf anlamına geliyor.

AYDINLATMADA ENERJİ TASARRUFU

Broşüre göre, aydınlatmada enerji tasarrufu yapabilmek için şu unsurlara dikkat etmemiz gerekli:
* Bilgisayar ile işiniz bittikten sonra mutlaka fişini çekin. Kapatılmayan bilgisayar minumum performansta bile çalışsa elektrik tüketmeye devam eder.
* Bilgisayar, işlem yaparken ortalama 150 watt, işlem yapmazken 25-30 watt, kapalı olmasına karşın fişi çekilmediği durumda ise 5 watt elektrik tüketir.
* Tasarruflu lamba kullanın. İstanbul’da 5 milyon evde enerji tasarruflu lambalara geçilse 400 milyar kilowat saat tasarruf sağlanabilir. Tasarruflu lamba fiyatı fazla bile olsa yaptığı tasarruf sayesinde maliyetini kısa zamanda kurtarır.
* Televizyon, VCD ve DVD’lerinizi uzaktan kumanda ile değil, direkt fişi çekerek kapatın. Fişi çekilmeyen elektrikli ev aletleri azda olsa bir miktar elektrik tüketir.

* Ütüyü, saat 22.00′den sonra yapın. Ütüleme bitmeden 5 dakika önce fişi prizden çekin.

* Bir akkor lamba, kompakt fluoresan lamba ile değiştirildiğinde yüzde 80 kadar aydınlatma maliyeti azalır.

* Eğer kullanıcının bütçesi bir defada bir çok fluoresan lamba alma imkanı yoksa, geride kalanları değiştirmek için aylık olarak sıraya konarak tamamlanması mümkündür.

* Odadan ayrılırken lambalar kapatılmalıdır. Aile bireyleri odadan ayrılırken lambaları kapatmalarını hatırlatacak notlar konması faydalı olacaktır. Odadan çıkarken lambaların kapatılması alışkanlık haline gelmelidir.

* Gün ışığından mümkün olduğunca faydalanılmalıdır. Odalar doğal aydınlık avantajını daha iyi kullanacak şekilde düzenlenmelidir. Pencere yakınına bir masa ve sandalye yerleştirerek elektrik faturalarında gerçek bir azalma sağlanabilir.

* Dış kapı ışıldakları halojen lambalarla değiştirilebilir. 50-90 watt’lık bir halojen lamba, iki kat fazla watt’lı standart bir reflektör lamba yerine takılırsa yine aynı aydınlatma sağlanır.

* Lambaların ve armatürlerin periyodik olarak bakımları yapılmalıdır. İyi yapılmayan bakım sonucunda lamba üzerinde biriken tozlar faydalı ışık miktarını azaltır. Ayrıca kirlenen lambalarda temizlenmelidir. Bu sayede de daha fazla aydınlanma sağlanır.

* Duvarlar ve tavanlar açık renkli boya ile boyanmalı, dekorasyon eşyaları mümkün olduğunca açık renkli alınmalıdır.

* Lamba ışık çıktısı verimli olarak kullanılmalıdır.

* Daha fazla ışığa ihtiyaç duyulan bölümlerde çok sayıda düşük güçlü lamba yerine daha yüksek güçlü tek bir lamba kullanmak daha verimli bir aydınlatma sağlar. Birden fazla lamba daha fazla maliyet getirir.

* Dekoratif lambalar ışığı sizin istemediğiniz yönlere gönderir. Açık renk, şeffaf gölgelikli abajurlar ışığı daha iyi geçirirler.

* Zamanlayıcılar, fotoseller, ya da yaklaşım sensörleri vasıtasıyla aydınlatmanın kontrol edilmesi de enerji tasarrufu sağlar.

ELEKTRİK EV ALETLERİNDE ENERJİ TASARRUFU YÖNTEMLERİ

Buzdolabı: Buzdolaplarının verimli kullanılmasında öncelikle düzenli olarak bakım yaptırmak gerekiyor. Ayrıca, buzdolabının etrafının toz ve hava sirkülasyonunu etkileyici diğer maddelerden ve ısı kaynaklarından uzak tutulması gerekiyor. Buzdolabındaki gereksiz eşyalarda fazladan elektrik harcanmasına neden olur.

Klimalar: İhtiyaçtan çok büyük bir klima enerji kaybına neden oluyor. Evin güneş alan kısımlarının ağaçlarla gölgelenmesi, cam filmleri, pencere ve duvar tenteleri pasif soğutma yöntemlerinin uygulanması da klimanın soğutma yükünü azaltıyor, dolayısıyla daha az enerji kaybına sebep oluyor.

Ocak ve fırınlar: Eğer evde birkaç tane fırın varsa daima küçük olanı tercih edilmesi gerekiyor. Çok gerekli değilse ön ısıtma yapılmaması, yapılsa bile bu süre 10 dakikayı geçmemesi gerekiyor. Mikro dalga fırınlarda pişirmen 2-10 dakika, ısıtma ise 10-30 saniyede gerçekleşiyor, bu nedenle geleneksel fırınlara göre yüzde 66 daha az elektrik harcıyorlar.

Çamaşır makineleri: Yüksek sıcaklıkta yıkamak yerine ılık suyla yıkamak, durulamanın ise soğuk su ile yapılması gerekiyor. Ayrıca, yıkama programları tam kapasite çalıştırılmalı. Eğer mümkünse çamaşırlar dışarıda güneş ve rüzgardan yararlanarak kurutulmalı. Bu arada, önden yüklemeli makinalar, üstten yüklemeli makinalara göre daha az enerji tüketiyorlar. Gerektiğinden fazla yada çok az çamaşır yıkamakta fazla elektrik kullanımına neden olur.

Bulaşık makineleri: Bulaşık makinası yerleştirilirken çevresinde en az 5 cm boşluk bırakılarak, ısınmadan dolayı oluşan sıcak havanın kolayca dağılması sağlanmalı. Yaz aylarında ısı ve nemi azaltmak için sabah ve akşam saatlerinde yıkama yapılmalı. Bulaşıkları ön durulamaya tabi tutmak gereksizdir, gerektiği durumlarda sıcak su yerine soğuk su kullanılmalı. Bulaşıkların sanitasyonu için yüksek sıcaklıkta yıkama arzu edilmedikçe 55 derece su sıcaklığı yeterlidir. Tam kapasite dolmadıkça makine çalıştırılmamalı.

Elektrikli süpürge: Elektrikli süpürgenin torbası sık sık boşaltılmalı. Bu işlem, süpürgenin emme gücünü yükselteceğinden daha verimli ve daha çabuk temizlemeyi sağlıyor. Ayrıca yılda en az bir kez motor bölümü açılıp, buradaki toz ve pamukçukların temizlenmesi gerekiyor. Ayrıca kaba kirlerin alınması için mümkünse el gırgırı kullanarakta tasarruf yapılabilir.

DİĞER EV ARAÇLARI

Küçük ekranlı televizyonlar büyük ekranlara göre daha az elektrik enerjisi tüketiyorlar. Ses düzeyinin düşük tutulması da elektrik enerjisi tüketimi azaltıyor.

Saç kurutma işlemi mümkün olduğu kadar havlu ile makina kullanmadan yapılması gerekiyor. Ortalama olarak, bir saç kurutma makinasının 10 dakika çalışması 60 watt’lık bir lambanın 3 saat yanmasına eşdeğer bir enerji tüketiyor.

Bu arada, akıllı sayaçlar ile puant tarifesinden yararlanarak, elektrik tüketiminin indirimli ücret tarifesi uygulanan zaman dilimlerine kaydırılmasıyla, aynı miktarda tüketilen elektrik için daha az ücret ödeniyor.

Bütün bunlara dikkat ederek hem bütçemize düşen elektrik faturasını azaltabilir hemde küresel ısınmaya karşı yardımcı olmuş olursunuz.

Tasarruf İçin Linux'a Geçin!

İngilizler hükümete "Microsoft ürünlerini özgür alternatifleriyle değiştirmeyi" öneriyor.


Başbakan David CAMERON'un tasarruf tedbirleri için fikri olan kişilerin görüş beyan etmesi konusunda yaptığı çağrıdan sonra İngiltere hükümeti yetkilileri, bilgisayarlardaki Microsoft temelli işletim sistemlerinin özgür alternatifleriyle değiştirilmesi önerisinde bulundu.

İngiltere'nin rekor düzeydeki bütçe açığının yönetimsel anlamda çözümü anlamında yapılan araştırmaların bir uzantısı olarak CAMERON, 600.000 hükümet çalışanından geçen ay tasarruf yapma konusunda öneri sunmalarını istedi. İngiltere Maliye Bakanı George OSBORNE, Microsoft ürünlerinin terk edilmesi, ofis ışıklarının ekonomik kullanımı ve kırtasiye temininin merkezi yapıya kavuşturulması gibi fikirlerin de yer aldığı 56 bin fikirlik bir örneği yayınladı.

“Daha az harcama yapmak adına, tüm kamusal hizmetlerde (Ulusal Sağlık Hizmetleri, eğitim vb.) Microsoft ürünlerinden Linux ve OpenOffice.org gibi özgür ürünlere göç etmesine ne dersiniz?” önerisi, Maliye Bakanlığı'nın İnternet sayfasında yer alan önerilerden sadece biri. Listelenen en iyi 31 tekliften ikisi (23 ve 28. fikirler), Microsoft ürünlerinden vazgeçmeye yönelik önerileri içeriyor.


Maliye Bakanı: "Özgür yazılımlardan yararlanmalıyız"

OSBORNE, 6 Mayıs seçimlerinde muhafazakârların güç kazanmasından önce verdiği bir demecinde, Microsoft'un Windows ve Office paketlerinin varlığına karşın Linux ve OpenOffice.org gibi özgür yazılım ürünlerinin, ücretsiz veya çok ucuz alternatifler olduğunu belirtmişti.

İngiltere Maliye Bakanı George OSBORNE, Şubat 2009 tarihinde The Times'da yazdığı bir yazıdaysa şöyle bir ifade kullanmıştı: “Tüm dünyadaki iş dünyasını izlememiz ve özgür teknolojisinin sunduğu avantajlardan faydalanmamız gerekiyor.”

Kaynak: Bloomberg Businessweek

Mobilya Alırken Dikkat Edilecek Hususlar

1.Mobilyaların insan hayatındaki önemi çok büyüktür. Bedenen ve fikren dinlenmeye ihtiyacı olan insanın aradığı rahat ve huzur, kullanışlı ve iyi döşenmiş mobilya ile elde edilebilir. Kötü bir mobilya sebep olduğu sırt, adale, bel ve ayak ağrıları gibi zararların yanında psikolojik olarak da kişiyi rahatsız ve huzursuz eder. Ayrıca vaktinden önce bozulur, eskir ve kısa bir zaman sonra da onarılması ve yenilenmesi zorunlu hale gelir. Bu nedenle mobilya seçiminin iyi yapılması gerekir.

2.Mobilya seçiminde mobilyaların kullanılma amacı, dekorasyondaki yeri ve önemi dikkate alınıp ihtiyaç durumu ortaya çıkarılmalıdır. Bu durumda yalnız yeni alınacakları değil, varsa eski eşyaları da dikkate almak ve düşünmek gerekir.

3.Mobilya seçiminde ihtiyaçlar, ekonomik durum ve zevk oldukça önemlidir. Ayrıca rahatlık, kullanışlılık ve sağlamlık gibi hususlarda göz önünde tutulmalıdır. Mobilya her bakımdan rahat, kullanışlı ve uzun ömürlü olmalıdır.

4.Alacağınız mobilyanın kullanmayı düşündüğünüz yerdeki diğer eşyalarla uyumlu olup olmayacağına dikkat ediniz.

5.Mobilyanın kullanılacağı odaya uygun büyüklükte olup olmadığını kontrol ediniz.

6.Sipariş ederek yaptırdığınız mobilyalar için önceden mutlaka sözleşme yapınız.

7.Mobilyanın sadece dış görünüşüne bakmak yeterli değildir. Kullanılma biçimi kontrol edilmelidir. Fiyat, rahatlık, birden fazla amaç için kullanılabilme, kapladığı alan, dayanma süresi ve bakım masrafları da göz önünde tutulmalıdır.

8.Mobilyaların yapımında kullanılan ağacın cinsi ve diğer malzemelerin özellikleri, birleştirme yerlerinin sağlam olması, boya ve cilasının düzgün olması da mobilya hakkında karar vermede önemli faktörlerdir.

9.Mobilyadaki döşemelik malzemenin uzun süre dayanan, kolay yanmayan, terletmeyen ve kolay temizlenebilen özellikte olması da tercih sebebidir.

10.Alınan mobilyanın nakliye, kurulum ve montaj masraflarının fiyata dahil olup olmadığı satın almadan önce öğrenilmelidir.

11.Satın alınan mobilyada garanti belgesi, Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzu ve satış sonrası hizmet verecek servis istasyonlarının listesini isteyiniz.

Konutta teslimat 30 ayı geçemez!

Ekonomideki iyileşme konut piyasasını hareketlendirdi. İnşaat şirketleri, pastadan pay kapmak için her ailenin bütçesine uygun cazip kampanyalar düzenliyor.

Başını sokacağı bir ev almak isteyen vatandaşlar, kampanyalara büyük ilgi gösteriyor. Ancak, son günlerde bazı firmaların teslimatları geciktirmesi, piyasadan çekilmesi veya reklam-ilanlarda yanıltıcı duyurular yapması, Sanayi Bakanlığı'na bağlı Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü'nü harekete geçirdi. Ev alacakların yasal haklarını bilmesi gerektiğini belirten kurumun genel müdürü İsmail Kalender, "Alınan konutun teslim süresi sözleşme tarihinden itibaren 30 ayı geçemez. Ayrıca, tüketici belirli şartlarda sözleşmeden veya kampanyadan cayma hakkı olduğunu bilmeli." dedi. Kalender, geçen yıldan bu yana kampanyalı konut ve tatil amaçlı taşınmaz satışında mevzuata uymayan 36 firmaya 1,3 milyon lira ceza kesildiğini açıkladı.

4077 No'lu Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, kampanyalı satışlarda taraf olan tüketicilerin haklarını düzenliyor. Kanunda kampanyalı satışın tanımı şöyle yapılıyor: "Gazete, radyo, televizyon ilanı ve benzeri yollarla tüketiciye duyurularak düzenlenen kampanyalara iştirakçi kabul edilmesi ve malın daha sonra teslim edilmesi suretiyle yapılan satış sözleşmesidir." Bir diğer ifadeyle kanun, ödemenin önceden yapıldığı, buna karşılık malın sonradan teslim edildiği sözleşme türünü kampanyalı satış kabul ediyor. Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü, son günlerde yoğunlaşan kampanyalı konut satışlarında tüketicilerin yasal haklarını bilmelerinin mağduriyetleri önleyeceği hatırlatması yapıyor.

Konut alımında yaşanan problemlerin başında teslim konusu geliyor. Birçok firma, değişik gerekçelerle teslimatı geciktirebiliyor. Tüketicinin Korunması Kanunu, kampanyalı konut satışlarında teslim süresinin 30 ayı geçemeyeceğini öngörüyor. Ayrıca, tüketici belirli şartlarda sözleşmeden vazgeçme hakkına sahip. Kampanyalı satışlarda önemli bir konu da, kampanyayı düzenleyen firmanın Sanayi Bakanlığı'ndan 'Kampanyalı Satış İzin Belgesi alması'. Ancak Bakanlık tarafından verilen belge, herhangi bir teminat veya garanti anlamı taşımıyor. Söz konusu belgelendirme işlemi yalnızca bu alanda faaliyet gösteren firmaların kayıt altına alınması amacına yönelik. Kampanyaların ilgili mevzuat ile belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yapılması ve muhtemel tüketici mağduriyetlerinde mevzuat hükümlerine göre hareket edilmesi gerekiyor.

Kampanyalı yani taksitli konut satışı için şirketler Sanayi Bakanlığı'ndan 'Kampanyalı Satış İzin Belgesi' alıyor. Son günlerde bazı şirketlerin bu belgeyi suistimal etmeleri üzerine bakanlığa bağlı Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü, kampanya ilanlarında bakanlıktan alınan izin belgesine dayanarak devlet güvencesi olduğu yönünde verilen izlenimlerin önüne geçmek için harekete geçti. Kampanyalı Satış İzin belgelerinin kampanyalı satışa ilişkin reklam ve ilanlarda kullanılması yasaklandı. Genel Müdür İsmail Kalender, kampanya ile konut almak isteyenlere şu uyarıyı yaptı: "Kampanyalı konut satışı yapan firmalarca yüz yüze görüşmelerde satışa sunulan konutların bakanlığımız teminatı altında olduğu yönündeki muhtemel aldatıcı beyanlarına itimat edilmemesi gerekmektedir. Aksine satıcı konutun teslim tarihine kadar tüketicinin toplam ödemelerinin karşılığında banka teminat mektubu vermek zorundadır."


Taksitli Konut Alırken Nelere Dikkat Etmeli?

    * Reklam ve ilanla duyurulan konut kampanyalarına katılırken, öncelikle kendi ödeme güçlerinizi göz önünde bulundurarak piyasa araştırması yapın.
    * Kampanya konusu kjonutların inşa edileceği arsaların mülkiyetine ilişkin işlemlerin kampanyayı düzenleyen firma tarafından tamamlanması önemli. Bu durum tapu sicil müdürlüklerinden kontrol edilmeli.
    * Satın alma işlemlerinin ilgili mevzuata uygun olarak tapu sicil müdürlüklerinde yapılması ve resmi senede bağlanarak tapu kaydına şerh düşülmesi veya noter huzurunda düzenlenen satış vaadi şeklinde düzenlenmesi gerekiyor.
    * İmzalanacak sözleşmelerde taksitlerin sabit olup olmadığı ara ödeme veya konutun tesliminde ödeme olup olmadığı hususları ile konutun teslim tarihi ve şekli bilgilerine yer verilmeli.
    * Ödemeler karşılığında mutlaka banka teminat mektubu alınmalı.

Zaman Gazetesi

Bireysel Borçlular İndirim Kampanyası Uzatıldı

TMSF, bireysel borçlular için uygulanan ve 30.06.2010 tarihinde sona eren temerrüt faiz oranlarındaki indirim kampanyasını 31.12.2010 tarihine kadar uzatıyor.

TMSF, yürüttüğü çalışmalar neticesinde 2001 Krizinden sonra yönetim ve denetimi TMSF’ye devredilen bankaların, 189.144 adet bireysel kredi takip dosyasından 150.517 adedini tasfiye etmiş bulunmaktadır. Aşağıda detayları belirtilen ve 31.12.2010 tarihine kadar uzatılan peşin ödeme düzenlemesi ile kalan 38.627 adet bireysel takip dosyasının tasfiyesi planlanmaktadır.

Yürürlülük süresi uzatılan düzenlemeye göre;

1- Borç tutarının tamamının 31.12.2010 tarihine kadar ödenmesi halinde borç tutarına ihtarname tarihinden itibaren yıllık %20 basit faiz oranı uygulanacaktır.

2- Birinci maddeye göre hesaplanan borç tutarının tamamını nakden ve defaten ödemek isteyen borçluların borç tutarına, muhasebe devir bakiyesinin altında kalmaması şartıyla, %50 peşin ödeme iskontosu uygulanacak ve vekalet ücretleri ile icra masraflarının bu tutara ilave edilmesi suretiyle oluşacak borç tutarı borçludan tahsil edilecektir.

31.12.2010 tarihinde sona erecek olan bu uygulama %20 faiz oranı ve peşin ödemeye %50 iskonto yapılması şeklinde olup peşin ödemeyi teşvik edici, peşin ödeme halinde borçlulara ödeme için elverişli koşullar sağlayan bir uygulama olacaktır.

Sözkonusu düzenlemeden faydalanarak borcunu kapatmak isteyen kişiler TMSF Tahsilat Dairesinin 0212 2884714 numaralı faksına, bireysel@tmsf.org.tr adlı elektronik posta , 2123401435, 2123401487, 2123401444, 2123401463 no’lu telefonlarına veya dosya avukatlarına başvurabileceklerdir.

Bu uygulama, TMSF’nin sadece bireysel olarak temliği alınan alacakları için uygulanacak olup, kurumsal kredi alacaklarını kapsamamaktadır.

Tüketici yasası değişiyor

Bakan Ergün, taslakta, toplumun tüm kesimlerini çok yakından ilgilendiren kanun değişikliği ile bir yandan AB mevzuatına tam uyumun sağlanacağını, diğer yandan da uygulamada ortaya çıkan aksaklıkların giderileceğini kaydetti.
Tüketicinin korunmasıyla ilgili kanun taslağına göre, mevsim sonu indirimli satışlar, 15 Ocak-1 Mart ve 15 Temmuz-1 Eylül tarihleri arasında yapılacak.
Taslakla ayrıca tüketici ve konut kredileri sözleşmelerinin imzalanması aşamasında hayat sigortası gibi isteğe bağlı sigortaların yaptırılması zorunlu tutulamayacak.

Bakanlığın internet sitesinde Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün imzasıyla yayımlanan taslağa göre, ilk kez 1995 yılında yürürlüğe giren 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da 2003 yılında kapsamlı bir değişikliğe gidildi.

Ancak tüketicinin korunması konusunun çok dinamik bir konu olması nedeniyle, aradan geçen 6 yıl içinde AB tüketici hukukunda bazı değişiklikler ve ilaveler oldu.

AB tüketicinin korunması mevzuatı ile tam uyumun sağlanması için mevcut kanunun gözden geçirilmesi ve kısmen yeniden kaleme alınması ihtiyacı doğdu.

Ayrıca, son değişikliğin yapıldığı günden bu güne geçen sürede tespit edilen sorunların giderilmesi de kanunda değişikliğe gidilmesinin en önemli amaçlarından birisi oldu.

Avrupa Birliği mevzuatı ile tam uyum hedefiyle yola çıkılan ve son iki yıldır sürdürülen çalışmalar sonucunda Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Başbakanlığa sevk edildi.

3 Mart 2008 tarihinde görüşe açılan tasarı taslağına gelen görüşler doğrultusunda son şekli verilen taslak, 24 Nisan 2009'da Başbakanlığa sevk edildi.

33 çerçeve maddeden oluşan taslak ile mevcut kanunda kapsamlı değişikliğe gidildi. Taslakla daha önce düzenlenmemiş olan finansal hizmetler, haksız ticari uygulamalar, indirimli satışlar, ihtiyari garanti gibi alanlar ile imalatçının sorumluluğu, paket tur, devre tatil ve tüketici kredileri gibi alanlarda daha kapsamlı düzenlemeler yapıldı.

Kanun değişikliği, AB müktesebatına uyum ve uygulamada karşılaşılan sorunların ortadan kaldırılmasına yönelik olarak yürütüldü.

AB müktesebatına tam uyum sağlanması için yapılan değişiklikler

AB Müktesebatına tam uyum sağlanması için yapılan değişikliklere göre, taslakta "ayıplı mal" ve "hatalı ürün" kavramları ayrı ayrı düzenlendi.

Açık ayıpta 30 günlük ihbar süresi kaldırıldı. Tüketici, 2 yıllık zaman aşımı süresi boyunca ayıbı tespit ettiği anda seçimlik haklarını kullanabilecek.

Ancak, ilk 6 ayda, satıcının malın ayıplı olmadığını, 6 aydan sonra ise tüketicinin malın ayıplı olduğunu ispatlaması zorunluluğu getirildi.

Satıcının ve imalatçının sorumlulukları ayrı ayrı düzenlendi. İkinci el satışlarda satıcının ayıplı maldan sorumluluğu en az bir yıl olacak. Bu süre, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda üç yıldan az olamayacak.

Taslağa göre, sözleşmedeki haksız şartların iptal edilmesine yönelik kimlerin dava açabileceği düzenlendi.

Devre tatil ve diğer uzun süreli tatil ürünlerini düzenleyen AB Yönergesi kanuna ilave edildi.

Paket tur sözleşmelerine ilişkin düzenlemeler AB Yönergesine uygun olarak tekrar kaleme alındı.

Kapıdan sözleşmelerin kapsamı genişletildi.

Finansal hizmetlerin mesafeli satışını düzenleyen AB Yönergesi kanuna ilave edildi.

Tüketici kredilerine ilişkin düzenlemeler AB mevzuatına uygun olarak yeniden düzenlendi.

Kredi alacak tüketiciye kredi sözleşmesi kurulmadan en az bir gün önce sözleşme öncesi bilgi formu verilmesi zorunluluğu getirildi.

Tüketiciye, kredi sözleşmesinden 14 gün içinde cayma hakkı tanındı. Sözleşmede belirtilmek suretiyle tüketici kredilerinde faiz oranı sabit, değişken veya aynı kredi için her iki yöntem esas alınmak suretiyle belirlenebilecek.

AB'de Aralık 2007'de yürürlüğe giren haksız ticari uygulamalar yönergesi kanuna ilave edildi.

Haksız ticari uygulamaları denetleyen Haksız Ticari Uygulamalar Kurulu oluşturulacak.

Aksaklıkların giderilmesine yönelik değişiklikler


Kanunun uygulanması sırasında tespit edilen aksaklıkların giderilmesine yönelik değişiklikler de taslakta düzenlendi. Buna göre, tüketici mahkemeleri ve Yargıtay'ın kanun kapsamı dışında bıraktığı eser sözleşmelerine ilişkin düzenleme yapıldı.

Taksitli sözleşmelerde müteşebbisin kambiyo senedi alması yasaklandı. Ön ödemeli sözleşmelerde müteşebbisin iflas etmesi ihtimaline karşılık, tüketicinin ödediği meblağın iade edileceğine ilişkin teminat gösterilmesi zorunlu hale getirildi.

Ön ödemeli sözleşmelerde tüketiciye 14 gün içinde sözleşmeden cayma hakkı tanındı.

Sözleşmede belirtilmek suretiyle ön ödemeli sözleşmelerde faiz oranı sabit, değişken veya aynı sözleşme için her iki yöntem esas alınmak suretiyle belirlenebilecek.

Kapıdan satışın kapsamı genişletildi ve kapıdan satış yapan firmaların en az 50 bin TL sermayeli olması koşulu getirildi.

Kredi kartlarından yıllık ücretin 3 yılda bir alınacağına ilişkin düzenleme yapıldı. Kart ücretlerinin azami tutarı ise Merkez Bankası tarafından belirlenecek.

Tüketici ve konut kredisi sözleşmelerinin imzalanması aşamasında hayat sigortası gibi isteğe bağlı sigortaların yaptırılmasının zorunlu tutulamayacağı hüküm altına alındı.

Kanuna indirimli satışları düzenleyen yeni bir madde ilave edildi. Buna göre tekstil, hazır giyim, deri ürünleri ve benzeri sektörlerde mevsim sonu indirimli satışlar 15 Ocak -1 Mart ve 15 Temmuz-1 Eylül tarihleri arasında yapılacak.

Ürünlerin üzerindeki bilgiler Türkçe olacak

Sadece kullanma kılavuzunun değil aynı zamanda ürün üzerindeki açıklayıcı bilgilerin de Türkçe olması zorunlu hale getirilmiştir. Örneğin otomobillerin gösterge ve kadranlarında yer alan yazıların yabancı dilde olmasından kaynaklanan sorunlar bertaraf edilecek.

Satış sonrası hizmetlere ilişkin yeni düzenlemeler yapıldı. Kanunda yalnızca yetkili servislere ilişkin düzenleme mevcutken bu defa özel servis istasyonları da kanun kapsamına alındı, bu arada azami tamir süresi 30 iş gününden 30 güne indirildi.

Reklam Kurulu üye sayısı 29 kişiden 13'e indirildi, çok sayıda sektörel ihtisas komisyonunun kurulması öngörüldü.

Tüm radyo televizyon kuruluşlarına 07-23 saatleri arasında yayımlanmak ve haftada 2 dakikadan az olmamak üzere tüketiciyi eğitici ve bilgilendirici programlar yapma zorunluluğu getirildi.

Tüketici ödüllerinin verilmesine ilişkin Kanuna ilave yapıldı. Uygulamada karşılaşılan haksız ve aldatıcı girişimlerin önüne geçmek amacıyla tüketici ödülü veya benzer bir isim altında ödül verecek kurum ve kuruluşların bakanlıktan izin alması zorunluluğu getirildi.

Tüketici sorunları hakem heyetlerinin bağlayıcı karar alma sınırı 936,97 TL'den 2 bin TL'ye çıkarıldı. Büyükşehir statüsündeki il hakem heyetleri ise 2 bin TL ile 3 bin TL arasındaki uyuşmazlıklarda bağlayıcı karar alabilecek. Böylece tüketici mahkemelerinin iş yükünün önemli ölçüde azalacağı düşünülüyor.

Bakan Ergün, taslakta, toplumun tüm kesimlerini çok yakından ilgilendiren kanun değişikliği ile bir yandan AB mevzuatına tam uyumun sağlanacağını, diğer yandan da uygulamada ortaya çıkan aksaklıkların giderileceğini kaydetti.
CNN Türk.com

Yargıdan Türk Telekom'a Tokat Gibi Karar!

 Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun 18.02.2009 tarih ve 09-07/127-38 sayılı kararı ile 4054 sayılı kanunun 9. maddesi uyarınca, Türk Telekom’un,  üç ay içinde sabit hat olmaksızın  ADSL uygulamasının başlatılmasına  karar verilmiştir. Ancak Türk Telekom, tanınan sürede bu kararı uygulamamıştır. Tersine, sabit hat olmaksızın ADSL kullanım hakkı için Mahkemelere dava açan tüketicilere karşı  gönderdiği savunmalarında,   hukuk tanımaz tavrını sürdürerek, ADSL için sabit hat uygulamasının zorunlu olduğunu savunmuştur. Bugün de bu çarpık görüşünü savunmaya ve tüketicilerden haksız kazanç elde etmeye devam etmektedir.


YARGIDAN TÜRK TELEKOMA TOKAT GİBİ KARAR

T.Telekom’a karşı TÜKODER Eskişehir Şubesinin Yönetim Kurulu üyesi Suat KADAN’ ın Eskişehir 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı dava, tüketici lehine karara bağlanmış ve karar gerekçesinde  yer alan ;

 “4077 sayılı kanunun  5. Maddesinin, aksine bir teamül, ticari örf veya adet yoksa, satıcının bir malı veya hizmet satışını o mal veya hizmetin kendisi tarafından belirlenen miktar, sayı veya ebat gibi koşullara  yada başka bir  mal veya hizmetin satın alınmasına bağlı kılınamaz”  görüşü Yargıtay 13 Hukuk Dairesinin  31.05.2010 tarih ve 2010/6764 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Ancak Telekom, mahkeme kararını hiçe sayarak uygulamasına devam etmektedir.

“Çıplak  ADSL” abonesi olmak isteyen tüketicileri rızaları hilafına yani zorla sabit hat abonesi yapma uygulamasına derhal son verilmelidir.

27 Temmuz 2010 Salı

Mavi Jeans personeli kötü muamelede bulunuyor

Ben Amasya'dan mail atıyorum. 8 Haziran Cuma günü aldığım bir üründe problem çıktığı için iade etme talebinde bulundum. Tabi ki bir problem çıktığında değiştirebileceğim güvencesini verdiler. Satarken iyi muamele, değiştirirken aynı şey söz konusu olmuyor. Üstelik hakaretine maruz kaldığım kişi orada çalışan bir eleman. Mavi jeans in böyle elemanlar barındırması çok yanlış. Sizin o bayiye bir uyarıda bulunabileceğinizi düşündüm. Yardım ederseniz çok sevinirim. Amasya da mavi jeans satan tek mağaza olması o elemana bu hakkı vermez.

Arçelik müşteriyi yüzüstü bırakıyor

Arçelik kampanyalarından aldığım bir çay demleme makinasının demlik bölümü sıcak su bulundurduğu için çatladı konu ile ilgili servise götürdüm. Servis demliğin aksesuar olduğunu ve sıcak su koymanın kullanıcı hatası olduğunu belirtip, fabrika ya da daha üst merciye göndermelerini talep etmeme rağmen cihazı nereye istersem oraya götürmem gerektiğini söyleyip iade ettiler. Arçelik çağrı merkezine ürün, servis ve personeli hakkında şikayette bulunmam sonucu bana servisleri tarafından geri dönüş yapıldı ve geri dönüş daha önce unutmuş oldukları ücreti söylemek oldu. Konuyu tekrar arçelik çağrı merkezine bildirdiğimde servislerini ve kendilerini koruyan bir tavırla servisin kesinlikle haklı olduklarını ısrar eden bir tavırla görüşme sonuçsuz bir şekilde sonuçlanmıştır. Arçelik ürünü alacaklara tavsiyem aldıkları servislerle iyi geçinmeleri çünkü bir üst merci bulunmamakta olup genel müdürlük dedikleri yerinde ürünleri ikinci bir incelemeye dahi tabi tutma ihtiyacı hissetmeden müşteriyi yüz üstü bırakmakta olduklarıdır. Çağrı merkezleri diğer firmalarında aynı politikada olduğunu belirtmiştir. Bu da demek oluyor ki daha fazla para verip Arçelik almanın hiç bir anlamı yok. Paranıza sahip çıkın...

Sarar ürünü iade aldı, bedelini iade etmiyor!

19.07.2010 tarihinde Sarar Büyük Mağ. Konya Kulesite Şubesi’nden aldığım A-888713 seri-sıra nolu fatura ile belgeli 4 parça üründen bir tanesinin ürün bilgisi içeren iç etiketindeki ile yine ürün bilgisinin yanı sıra fiyat bilgisini de içeren dış etiketindeki barkod dâhil olmak üzere tüm bilgilerin farklı olduğunu ertesi gün anladım. Yani aldığım ürünün değil de başka bir ürünün bedelini ödemiş oldum. Yine diğer bir ürünün kumaşında ciddi bir leke fark ettim. Bu durumu mağaza müdürüne ancak 21.07.2010 tarihinde iletebildim. Çünkü başka bir şehirde ikamet ediyordum ve ulaşmam mümkün değildi. Mağaza müdürü Erkan Bey dilediğim yerde hakkımı arayabileceğimi, kendisinin de bir çalışan olduğunu ve verilen talimatlar gereğince iade almalarının mümkün olmadığını söyledi. Oysaki ben aldığım 4 parça üründen sadece 2 tanesinin iadesini talep etmiştim. Herhangi bir kötü niyet taşımadığım gayet açık. Eskişehir ve İstanbul’daki yetkililer ürünü İstanbul’a kargo ile göndermemi ve iade yapılıp yapılmayacağına kendilerinin görerek karar vereceklerini söylediler. Hakkımı arayacağımı dile getirince tamam aide alalım dediler ve 2 parça ürünü teslim aldılar. Buna binaen fatura üzerinde düzeltme yaptılar. İade aldıkları ürünlerin bedelini kredi kartıma geri yansıtmak için kart bilgilerimi de aldılar. Ancak iade henüz gerçekleşmedi. 168 TL iadenin gerçekleşmesini istiyorum. Sarar markasının bu tutumu beni çok üzmüştür. Artık bu markadan alışveriş yapmayacağım.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Ücretsiz firma rehberi